AnasayfaEski ParşömenTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bay Lérs'in Kasası

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Rose Evelyn Constantine
Gringotts Müdiresi
Gringotts Müdiresi
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Galleon : 106
Kayıt tarihi : 01/05/09
Taraf : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Bay Lérs'in Kasası   C.tesi Mayıs 02, 2009 9:47 pm


Kasa Sahibi'nin


Adı:Bãsilius
Soyadı:Lérs
Yaşı:32
Mesleği: Seherbaz

Kasa'nın;

Katı:6. Kat [Önemli Müşteri Bölümü]
Güvenlik Seviyesi:3 [Yüksek Güvenlik]
Görevli Cincücesi:Humpry, Cydney

NOT: Bay Lérs bankamızın en önemli müşterilerindendir. Hesap bilgileri tamamiyle gizli ve özeldir. Bayan Constantine ve Bay Lérs harici kimse bilemez

_________________

Büşra...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bãsilius Lérs
Baş Seherbaz - Yönetici
Baş Seherbaz - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Galleon : 54
Doğum tarihi : 25/01/93
Kayıt tarihi : 30/04/09
Yaş : 25

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Bay Lérs'in Kasası   C.tesi Mayıs 02, 2009 10:40 pm

Gün eskisinden daha da erken ağarmıştı.Yıldızların ay ışığının altında sönük kalması, bir o kadar ürkütücüydü.Karanlıkta rengini belli edemeyen büyük söğüt ağacı, rüzgârın etkisiyle sürekli yalpalanıyordu.Yağmur damlalarının tehtid edercesine Bãsilius'un üzerine sertçe çarpması, onun inişli-çıkışlı yollarda yürümesini engelliyordu.Ay ışığında parlayan, turkuaz renkli cüppesine iyice sarıldı.Soğuk kendini hissettiriyor ve Bãsilius'un üşümesine sebep oluyordu.Normal günlerin aksine bugünün farklı olması aklında binbir soru işareti bırakıyordu.Diagon yoluna geldiğinde etrafta kimsenin olmaması şaşırtıcı bir durumdu.Eski tahta panoların üzerinde asılı olan yazılar günü özetliyor gibiydi.

* Bugün kapalıyız.Açılmaya niyetimiz yok. *

Bu kadar tuhaf olayların üst üste gelmesi hiçte iç açıcı değildi.Adımlarını iyice hızlandırdığında yağmur artık daha da sert vücuduna çarpıyordu.Nihayet olmak istediği yere gelmişti.Gringotts Büyücü Bankası...

Büyük kapının ardında olup bitenlere istemeden kulan vermişti.Her kelimede şaşkınlığını gizlemekte güçlük çeken Bãsilius, kulağını iyice dev demir kapıya dayadı. " Bunu kimsenin bilmemesi lazım.Sana söylüyorum anladın mı? " - "Ben ben evet anladım.Bir dakika sanki biri bizi izliyor." - " Saçmalamyı bir an önce kes yok- ama- bu çok giz- " sesleri duymakta zorlanıyordu.Yankılanan sesin azalması mekandan uzaklaşıldığının göstergesiydi.Elinde sımsıkı tutmuş olduğu asasını kapının deliğine doğru tuttu.Sözsüz büyü yapmakta öylesine ustalaşmıştı ki , zihninden büyülü sözleri geçirdi. " Alahamora ! ". Ancak kapıda hiç bir kığırdama dahi olmamış, hiç birşey olmamış gibi yerinde duruyordu." Ah ! şapşal kafam burası bir banka böyle küçük büyüler sökmez.Şimdi Bombardo ! " büyük bir patlamanın ardından kapının kiliti açılmıştı.Gizlice yaptığı işi, anında ortaya çıkarmayı başarabilmişti.Ne yaptığının farkında olamadan kendisini sürekli aşağlıyordu.Açılan kapının ardından hızlıca girdi ve bir köşeye yavaşça sindi.Etrafta toplanan cincüceler, ileri düzeyde bir büyücünün ancak böyle bir güçlü büyü yapacağını her seferinde tekrarlıyordu.

Nihayet ortalık yatışmış kapı tekrar kilitlenmişti.Ortalıkta kimselerin kalmaması ve Bãsilius'un kendi hesabının olduğu kasaya gitmesi anlık olmuştu.Asasını eline alarak büyülü sözleri söylediğinde asasında güçlü bir ışık belirmişti.Şimdi etraf daha aydınlık olmuş, gözle görülür dereceye gelmişti.Tezatlık yaratacak düzeyde olan kasanın kilidini açmıştı.İçinde bulunan değerli taşının orda olmaması bir anda alevlenmesine sebep olmuştu.Arkasından gelen ince topuk sesleri, ortamı daha da ürkütücü hale getiriyordu.Suratını geriye çevirdiğinde karşıda duran manzara kapışmanın başlangıcı olacağına benziyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
April Jacquéline Fioré
Karanlık Lady - Yönetici
Karanlık Lady - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 155
Galleon : 234
Doğum tarihi : 30/08/93
Kayıt tarihi : 28/04/09
Yaş : 24
Taraf : Dark Side
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Bay Lérs'in Kasası   Paz Mayıs 03, 2009 1:34 am


  • Karagah"
April uzun süre karargahtan çıkmamıştı. Kafasını toplaması gerekiyordu. James'i özlemişti ama ondan önce bir işi daha vardı. Karargahın sisli havasına alışık olduğundan kıpırdamak dahi istemiyordu. Ancak kapının çalınmasıyla yerinden kalktı ve hızla kapıya yöneldi. Tok bir sesle emretti."İçeri gel!"

Kapı açıldığında yarı yere eğilmiş bir Ölüm Yüyen içeri girdi. April bu kişiyi tanıyordu. Yağalı pis saçları ve büyük bir burnu vardı. Siyah cübbesinin altında elleri ve biraz ileride karanlık işareti parlıyordu. April gülümsiyerke işarete yaklaştı. Adamın kolunu tutarak kendine çekti ve bir elini işerete dokundu. İşaret hemen tepki verdi. Bir kaç Ölüm Yiyen hemen April'ın kapısının önünde bitti. April gülümsiyerek hepsini süzdü. Bir kaç Ölüm Yiyen ona bakmaktan bile kokuyordu. April bununla gurur duyardı. Derin bir iç çekti ve gene aynı tok sesle "Zaman geldi. Gidiyoruz!" diye buyurdu.


  • Gringotts Büyücü Bankası"
April arkasında Ölüm Yiyen'lerle bankaya girdiğinde cin cüceler garip bir biçimde onu süzüyordu. İçlerinden biri kim olduğunu anlamadan derin bir iç çekti ve bir kaç büyülü söz söyledi."Congelar!"

Cin cücelerin hepsi aynı ayna donmuşlardı. April o büyük gülümsemesiyle bir kahkaha attı ve sevinen ufak kızlar gibi cin cücelerin etrafında bir süre dolaştı. Cin cüceler o kadar korkmuşlardı ki tek hareket eden yerleri olan gözlerini kapatmışlardı. April derin bir iç çekerek sarı saçlarını geriye attı. Arkasında ki Ölüm Yiyene gülümsiyerek söze başladı. "Burayı siz halledin ben kendi işime bakacağım." dedikten sonra kasaların koridoruna gitti. Arkasından biri bir cin cüceyi kenara çekmiş konuşuyordu.

" Bunu kimsenin bilmemesi lazım.Sana söylüyorum anladın mı? "


Cin cüce korkuyla onu onaylıyordu. İkisi birlikte April'ın arkasında ielrliyordu. April hemen o seherbaz bozuntusunun kasasına gitti. Bu biraz işleri halletmek için ona zaman kazandıracaktı. Büyük plana daha çok vardı. Ama seherbazlara bir kaç ufak aparatif vermenin zararı olmazdı. Gülümsiyerek kasayı karıştırırken içeriden büyük bir patlama sesi geldi. April derin bir nefesten sonra "Lanet olsun!" diye soludu. Ama artık çok geçti. Cin cücelere yaptığı büyü ortadan kalkmıştı. Onların bulunduğu yere doğru bir adam geliyordu. Birden kasanın kapısı açıldı ve adam April'la burun buruna geldi. April zarif bir hareketle geri çekilip asasını çekti. Bu seherbaz bozuntusundan başkası değildi. Hemen konuşmaya başladı. "Üzgünüm Basilius her şey bitti."

_________________



...:Karanlık Lady:....


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bãsilius Lérs
Baş Seherbaz - Yönetici
Baş Seherbaz - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Galleon : 54
Doğum tarihi : 25/01/93
Kayıt tarihi : 30/04/09
Yaş : 25

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Bay Lérs'in Kasası   Paz Mayıs 03, 2009 1:44 pm

" Üzgünüm Bãsilius her şey bitti. " Korkunun vermiş olduğu huzursuz düşünce yerini cesarete bırakır gibiydi.Aşağı katlardan gelen acı verici patlama sesleri, April'in müritleri ile geldiğinin göstergesiydi.Kuşkusuz tüm yükünü vererek olduğu yerden kalktı.Gülümsercesine asasını doğrulttuğunda, yıllardırdır baş belası olan karanlık tarafın hükümcüsüne tehtid eder gibi ses tonunu ayarlayabilmişti." Bak bak bak ! Bayan Fioré bana sonumun geldiğini söylüyor.Yerinde olsam bir daha düşünürdüm !. "Asasını kıvrak bir hareketle sarstı.Karanlığın hakimi altında olan odayı, mor ışıkların partlatmasıyla kindar bakışlar, kuşkuyla harmanlanmaya başlamıştı.Karşısında duranın çok güçlü olması, kendisinin bir baş seherbaz olduğunu unutturmuyordu.


Etraf iyice dağılmış, tüm duvarlar siyahi renge dönmeye başlamıştı.Ardı ardına gelen patlamalar, büyük bir zararın ortaya çıkmasına neden oluyordu.Çok geçmeden Bayan Fioré ile hesabını görmesi gerekliydi.Müritleri her an onun yanında olabilir, birlik olup Bay Lérs'i yerle bir edebilirdi.Mor ışıkların ona çarpıp etrafa saçılmasıyla ve ardından gelen bir kahkahanın vermiş olduğu umutsuzlukla bir daha saldırmayı denedi.Ancak bu sefer başarılı olamamıştı.Zaman Bayan Fioré'yi olduğundan daha da güçlü kılmıştı sanki.Yıllardır içinde beslediği kini Bãsilius'a kusuyordu.Ne yapacağı konusunda hiç bir fikri olmayan Bãsilius, durup onunla savaşmayı yeğeliyordu.İçerisinin daha da soğumasıyla terlerinin kuruması bir olmuştu.Artık üşüyor ve düşmanını yerle bir etme planları yapıyordu.


Sert botları ile bir iki adım ileriye geldi.Zeminin kaygan olması işi daha da zorlaştırıyor, aynı zamanda avantaj sağlıyordu.Kendini iyice toparladıktan sonra zihninde canlanan düşünceleri aktarmaya başladı. " Sen ! sen aslında burada bulunmayı haketmiyorsun !. Hogwarts'ta geçirdiğimiz yılları hatırlasana.Sen slytherindendin.Ama tıpkı bizim gibi yani hufflepufflılar gibi davranıyordun.Biliyor musun? sana kendi aramızda slytherinin korkak yılanı diyorduk.Çünkü herşeyden hiç olamdığı kadar korkuyordun kıvrak yılan !. " Düşmanının bu nedenli moralini bozmak bir adım öne geçirebilirdi.Ufak gülücüklerle karşısındakini iyice aşağlaması Bãsilius'a göre değildi.O hiç bir insana böyle davranmamıştı.Ama olması gerekenin bu olduğuna inanıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Craig A. Andre
Slytherin 3.Sınıf
 Slytherin 3.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 55
Galleon : 68
Doğum tarihi : 11/10/94
Kayıt tarihi : 02/05/09
Yaş : 23
Taraf : Boston
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
75/100  (75/100)

MesajKonu: Geri: Bay Lérs'in Kasası   Paz Mayıs 03, 2009 3:30 pm

"Gringotts" dedi. Lérs'i izilyordu, sabahtan beri. Onunla ilgili bir planı vardı. Kapısının önünden beri, onu gittiği kafelere kadar izlemişti. Sonunda, Gringotts'un önünde bitmişti, bu saçma dedektifçilik oyunu. Lérs, boş sokakta gereksiz kişiler gibi, kapıyı dinliyordu. Kısa bir süre sonra, kapıya uyguladığı sert bir büyü ile, kapıdan hiç bir eser kalmamıştı. Lérs'ten sonra, Craig'de hemen ardından girmişti içeri. İçerisi, pek normâl gözükmüyordu. Lérs'in rahatlıkla bıraktığı yollardan içeri giderken, sonunda Lérs'in de durduğunu gördü. Artık belirmenin zamanımıydı ki? Craig, kısa bir süre daha olduğu yerde beklediğin de sonunda gelen kişinin kim olduğunu farketmişti. Karanlık Lady ve Baş Seherbaz Lérs ha? Gerçekten, ilginç olaylar dönüyordu. Lady, ilk başta kendi belirse de, çok kısa bir süre sonra; Ölüm yiyenler de belirmişti. Craig, yalnız kalan Lérs'e yardım etme ihtiyacı duymuştu. Adım atıcakken, tekrar eski anılara döndüğünü farkediyordu. Annesi ve babası, yanı başında duruyor; Craig ise, hareket edemeden onlara bakıyordu.

"Sen, annenin ve babanın ölümünü görmek zorundasın. Bu senin, kaderine yazılmış bir, yazı. Sen, Lupin'in varisisin.. Avada Kedavra!

Kısa bir süre, daha bu etkide kaldıktan sonra, uyanması gerektiği farkına varmıştı. Lérs'e burada birşey olursa, kesinlikle kendisini suçlu bulurdu. Karanlık tarafa kayan duyguları, sanki şu an yok olmuştu. Lady'nin yaptığı, deyim yerindeyse *şerefsizlik* adı altına kesin girerdi. Diğerleri gibi, üzerinde cüppe veya özel giysi yoktu. Normâl, pantolon ve t-shört ile dolaşıyordu. Üzerinde, sadece asası bulunuyordu. İlk, Lady konuşmuştu. O soğuk ve sert sesi ile;

"Üzgünüm Basilius her şey bitti."
" Bak bak bak ! Bayan Fioré bana sonumun geldiğini söylüyor.Yerinde olsam bir daha düşünürdüm !. "

Yavaş yavaş, odada ki gerilim artıyordu. Bir savaş olursa, şiddetli ve maddi hasarlı bir savaş olacaktı. Sonuçta biri, Lady. Diğeri ise, baş seherbazdı. Artık ortaya çıkmanın zamanı gelmiş miydi? Birazdan işler karışacaktı ve öyle bir durumda, Lérs gerçekten çok ters bir duruma düşecekti. Craig'in, dikkâtini ilk çeken, Lérs'in terlemesi olmuştu. Gerçekten, düşünceler onu terletmiş olmalıydı. Bir veya iki adım daha ileri gittikten sonra, tekrar durmuştu. Craig, bir an büyü yapmaya hazırlanacağını düşünürken, Lérs daha değişik bir yoldan saldırmayı denemişti;

"Sen ! sen aslında burada bulunmayı haketmiyorsun !. Hogwarts'ta geçirdiğimiz yılları hatırlasana.Sen slytherindendin.Ama tıpkı bizim gibi yani hufflepufflılar gibi davranıyordun.Biliyor musun? sana kendi aramızda slytherinin korkak yılanı diyorduk.Çünkü herşeyden hiç olamdığı kadar korkuyordun kıvrak yılan !. "

Craig, olduğu yerde donmuştu sanki.. Hiç beklemediği bir saldırı, psikolojik yoldan çökertmek. Aslında saçmaydı, sonuçta o bir karanlık lady idi. Ne kadar, etkilenebilirdi ki? Onlar, duygularını bu yola girerken bırakmıyorlar mıydı? Lérs'in düşüncelerini gerçekten okumak isterdi. Ama şu an, sırası değildi. Kendinden emin ve o üşengeç yürüyüş tarzı ile, sahneye çıkmıştı. Lérs'in arkasında, karanlıkta sadece silüeti vardı. Lérs, bile kendisini görmeyi beklemeyecekti bunu biliyordu. Yavaş ve soğukkanlı yürüyüşünü hala sürdürüyordu. Lérs ile arasında, üç adım fark kalana kadar yürümüştü. En azından, Lérs artık yalnız değildi.

"Lady'm, size bir hata mı yapıyor? Yoksa, siz bir şerefsizlik mi yapıyorsunuz? Böyle bir durumda ha? Kusura bakmayın, asla tek olan bir kişinin karşısına geçemem. Mr.Lérs, anlattıklarınız beni gerçekten güldürdü. Kıvrak yılan ha? Hahaha, Lady'm sizinle dalga geçmesini biliyor ha, ne dersiniz?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
April Jacquéline Fioré
Karanlık Lady - Yönetici
Karanlık Lady - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 155
Galleon : 234
Doğum tarihi : 30/08/93
Kayıt tarihi : 28/04/09
Yaş : 24
Taraf : Dark Side
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Bay Lérs'in Kasası   Paz Mayıs 03, 2009 3:52 pm

April artık bu manzara karşısında dayanamıyordu. Onu o anda öldürebilirdi. Aşağısından gelen patlama sesleri arttıkça neşesi artıyordu. Basilius kendinin kazanamayacağını çok iyi biliyor olmalıydı. April'ın yanında müritleri varken buradan sağ çıkamazdı. Cin cücelerin şaşkın bakışmaları bile onu kurtaramazdı. April daha fazla dayanamayarak asasını kaldırdı. Romanya'da öğrendiyi o büyük büyüyü hatırladı. Kendi büyülerini yaratması gerektiğini biliyordu. Ama şimdilik kismenin birmediği Romanya büyülerini tercih ederdi. Derin bir nefes aldı ve asasını hafifce oynattı. Gümüş renk yukarıdan gelen parlaklıkla hareket ediyordu. Basilius'ın gözlerine bir yansıma yaratıyordu. April bunu kullanmayı çok iyi bilirdi. Asasını özellikle parlak gümüşden seçmişti. Ağzına hafif bir gülümseme yayıldığında Basilius konuştu;

" Bak bak bak ! Bayan Fioré bana sonumun geldiğini söylüyor.Yerinde olsam bir daha düşünürdüm !. "
demişti. April derin ve içten bir kahkahadan sonra hafifce hareket etti. Sanki dans ediyor gibi hareketleri vardı. Oldukça zarif ve kıvrak olması ona avantaj sağlıyordu. Burnuna gelen yap kokusunu görmezden gelmeye çalışıyordu. Yanında iki tane heybetli Ölüm Yiyen onları isliyordu. Artık altınları bırakmışlardı. April onalra acele etmelerini söylemek istesede bu Basilius'a planı açık etmek olurdu. O yüzden hiç bir işaret yapmadan dikkatini rakibine dikti. Rakibi derinden bir keder sesiyle " Sen ! sen aslında burada bulunmayı haketmiyorsun !. Hogwarts'ta geçirdiğimiz yılları hatırlasana.Sen slytherindendin.Ama tıpkı bizim gibi yani hufflepufflılar gibi davranıyordun.Biliyor musun? sana kendi aramızda slytherinin korkak yılanı diyorduk.Çünkü herşeyden hiç olamdığı kadar korkuyordun kıvrak yılan !. " diye alay etmeye çalıştı. April buna tepki bile göstermedi. Derin bir iç çekmeye bile üşenmeden asayı tutan parmaklarını sıkılaştırdı. Büyüyü söylemeyi düşünürken içeri giren bir oğlan dikkatini çekti. Bu oğlan bir Slytherin öğrencisiydi. Slytherin'de okuyan her öğrenciği en ince detayla incelerdi. Bu oğlanda diğerlerindendi. Oğlan hafif alaylı bir ses tonuyla konuştu;

"Lady'm, size bir hata mı yapıyor? Yoksa, siz bir şerefsizlik mi yapıyorsunuz? Böyle bir durumda ha? Kusura bakmayın, asla tek olan bir kişinin karşısına geçemem. Mr.Lérs, anlattıklarınız beni gerçekten güldürdü. Kıvrak yılan ha? Hahaha, Lady'm sizinle dalga geçmesini biliyor ha, ne dersiniz?"


April'ın gülümsemesi artık artıyordu. Ancak yanında burunan iri Ölüm Yiyenler hafif bir sesle hırladılar. Çocuk bir an onlara baktı. April bir kaç adım ona gittiğinde korumalarıda öne geldi. April eliyle onları geriye savurdu. Bunu kendi istekleriyle yaptıklarını bilmese bir püskürtme büyüsü kullanıldığını düşünürdü. Ama bunu o yapmıştı. Şimdi dikkatini korumalardan ve Basilius'dan ayırdı. Çocuğa derin kederli gözlerle bakarak buğulu ama genizden gelen bir sesle konuşmaya başladı. Sesi o kadar ipeksiydi ki birinin hayran olmaması neredeyse imkansızdı.

"Çok yazık küçüğüm. Senin gelecek vaat ettiğini düşünmüştüm. Ancak görüyorum ki yanlış binadasın. Oldukça cesur ve adil olmanın verdiği kederle beraber sana söylemeliyim ki Hufflepuff sana uygun olurdu. Hiç bir binaya yollanamayan bulanıkların binasına!"


Son kelimeleri vurgulu bir biçimde söylerken başını Basilius'a çevirdi. Onun derin yüz hatlarından bir şey görmek için zaferle baktı.Aslında Basilius'un o binaya ait olmadığı çok iyi biliyordu. Eski okul yıllarında her ne kadar şimdi kötü ansada April'la derin bir bağları vardı. April'ın o Quidditch maçında Ravenclaw kaptanını öldürmeseydi hiç ayrılmayacaklarını biliyordu. Ama artık her şey için çok geç olduğunu görmüşlerdi.

_________________



...:Karanlık Lady:....


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bay Lérs'in Kasası
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: Londra :: Diagon Yolu :: Gringotts Büyücü Bankası-
Buraya geçin: